mehmetguclu2603 @ gmail.com

KÜLTÜREL YOZLAŞMA

            Toplumumuzda kültürel yozlaşmayı hızlandıran iki önemli temel unsurdan birincisi toplum olarak bireylerin; geçmişe nazaran artan refah seviyelerini, başta ikili ilişkilerine daha sonra da sosyal olarak toplumsal ilişkilerine yansıtamamaları olayıdır.  Yani birey; ekonomik olarak güçlendikçe doğup büyüdüğü, içinde yaşadığı, sosyalleştiği toplumdan git gide koparak ona yabancılaşmaktadır. Maddi imkânlarıyla sahip oldukları sayesinde kimseye de muhtaçlığı kalmadığı için sosyalleşmesi de zamanla sönmektedir. Örneğin fakir toplumlarda kültürel değerlerin daha bir ön plana çıktığı görülmektedir. Çünkü insanlar için gerekli olan ihtiyaçlar, onlarda zorunlu olarak ikili ilişkileri öldürmemektedir. Günümüzde yalnızlaşan bireylerde farklı olma, farklılıklara yönelme gibi eğilimler baş göstermektedir. Toplumlardan kopuk olarak yaşayan insanlarda ister istemez kuşaklar arası kültürel değerlerin aktarımı da ya çok zayıf olmakta ya da hiç gerçekleşmemektedir. Hâlbuki gelenek ve görenekler özellikle bireylerin yaşayarak ve uygulayarak öğrenecekleri, kendilerince kazanım olarak davranışa dönüştürebilecekleri değerlerdir.  Bundan dolayı bireylerin toplumlardan kendilerini uzaklaştırmak yerine, toplumlarla iç içe olmaları elzemdir.

            Toplumlarda kültürel yozlaşmayı hızlandıran bir ikinci etmen ise hiç kuşkusuz artık yaşamlarımızın ayrılmaz birer parçaları olan kitle iletişim araçlarıdır. Bunlardan da özellikle televizyon ve “sosyal medyanın” hâkim olduğu telefonlarla, bilgisayarlardır. Kitle iletişim araçlarının günümüzde her haneye girmesiyle, insanlar üzerindeki büyük etkisini hiç kimse yadsıyamaz. Öyle ki bir gün önce yayımlanan bir haberin,  bir programın ya da bir dizinin belki de günlerce insanlar tarafından konuşulması, değerlendirilmesi, yorumlanması veya sosyal medyada yayımlanan herhangi bir eşyaya, telefona, ünlü birine, asılsız abartılı haberlere karşı ilginin ve özenin insanlar tarafından belli bir dönem aralığında ayyuka çıkarılması… Gibi örnekler bu gerçekliği ispatlamaktadır.

            Özellikle kitle iletişim araçlarının evlere girmesiyle, toplumlarda kültürel yozlaşmaların başlaması aynı paralellikte gerçekleşmiştir. Kitle iletişim araçlarının henüz olmadığı daha eski dönemlere göz attığımızda; gerek yetişkinlerin ve çocukların hoşça vakitler geçirmek için, gerek hanımların ve beylerin çalışma hayatlarında, gerekse de çocukların oyunlarında ya da o yörenin süregelen bir geleneğinin icrasında insanları hep iç içe, birbirleriyle sıcak ve samimi ilişkiler içerisinde bulunduklarını görmekteyiz. Ne zaman ki insanlar kitle iletişim araçlarıyla tanıştı işte o zaman evlere kapandılar. Önce hısım, akraba, dost ve köylü arasında; daha sonra aile bireyleri arasındaki sıcak, samimi ilişkiler zamanla yavaşladı. Bu da yöre kültürlerinin devamlılığını ve canlılığını kaybetmesine sebep oldu.

                                                                                                          “Devamı Haftaya”

www.gemerekhaber.com www.gemerekgundem.com.tr