mehmetguclu2603 @ gmail.com

KÜLTÜREL YOZLAŞMA

            Türk Milleti olarak sahip olunan kültür; şark kültürüdür. Yani Doğu’nun hamuruyla yoğurulmuş, işlenmiş, hemhal olmuş; bünyesinde Anadolu, Orta Asya ve İslam kültürlerini barındıran oldukça zengin bir birikime sahip olan kültürdür. Doğu kültürünün birikimi, çok eski yıllara ve medeniyetlere dayandığı için genelde soyut değerleri bünyesinde taşımaktadır. Toplum olarak yaşadığımız kültürel yozlaşma sürecinin genel anlamdaki en önemli müsebbibi mevcut kültürel yapının beslenme kaynaklarının ve köklerinin unutulmuş olmasından kaynaklıdır. Var olan durumdaki kültür temelleri üzerine Batı kültürünün terkip edilmek istenmesi, ister istemez inşanın ileriki zamanlarda çatırdamasına ve uzun vadede varlığını sürdürememesine açık bir delildir. Hedefimiz Atatürk’ün dediği gibi muasırlaşma ise bu hedef neden Batı’nın bilim, fen ve teknoloji alanlarında değil de; kendilerine münhasır değerlerinde aranmaktadır? Zaman zaman muasırlaşma olarak, Batı’nın hedef alınması ve sorgusuz sualsiz değerlerinin benimsenerek aynılaşmak istenmesi, Türk kültürüne derin yaralar açmıştır. Hâlbuki Atatürk, hiçbir zaman “Batılılaşma” adı altında Türk Milleti’nin önüne bir hedef koymamıştır. Ancak çağdaşlaşmayı, medenileşmeyi, ilerlemeyi, büyümeyi hep “Batılılaşarak” elde edilebileceğine inananlar; bu uğurda bazen telafisi çok zor olan, halen de günümüzde bunun sonuçlarını yaşadığımız kültürel anlamda büyük ödünler vermişlerdir. Aynı durum güzel dinimiz olan İslamiyet’i yaşamak adına hiç sorgulamadan “Arap kültürünü” hayatımıza uyarlamakla da yaşamaktayız. Öyle ki bu durum, kimi zamanlar Türk kültüründen uzaklaşılarak başka kültürlerin etkisi altına girmeye kadar varmıştır. Kendisi Hakk’ın rahmetine yürümüş, devlet büyüklerimizden bir tanesi bu çarpık durumu şu sözlerle çok güzel ifade etmektedir; “Arap kültürünü İslamiyet sanmakla, Avrupa kültürünü medeniyet sanmak aynı hatadır.” der.

Genel olarak “Doğu kültürüne” bağlı olmakla birlikte; özelde Türk Milleti’nin tabii olduğu kültür, Türk-İslam kültürüdür. Türk ve Müslüman (İslam) kavramları kültürümüzde ayrılmaz bir bütündür. Çünkü bu iki kavram, birbirlerini tamamlar niteliktedirler. Müslümanlık Türksüz, Türk de İslamsız olamaz. Allah’ın en büyük nimeti olarak indirilen Kur’an-ı Kerim ile İslam dini, 1000 yıl boyunca Türklerin sancaktarlığında insanlığa tebliğ edilmiştir. Son yıllarda milletimizde ahlaki yozlaşmayı hızlandırmak adına kültürümüzün iki mihenk taşı olan “Türk ve Müslüman” kavramları bilinçli olarak yıpratılmak istenmektedir. Yukarıda da değindiğimiz gibi İslamiyet adı altında çeşitli milletlerin kültürü servis edilerek; yani İslamiyet basitleştirilip, insanların onu yaşamlarına göre uyarlamasıyla, Türk Milleti’nin Müslümanlık’tan soğutulması amaçlanmaktadır. Öte yandan “Türk” kavramının “Irkçılıkla” özdeşleştirilip “Türklük” yalnızlaştırılmak suretiyle “Türk ile Müslümanlığın” bağdaşmayacağı izlenimi toplumda oluşturulmak istenmektedir.  Fakat bu gibi çabalar, nafile ve beyhude çalışmalardır. Çünkü “Türk ve Müslüman” kavramları etle tırnak gibi doğası gereği ayrılmaz bir bütündür. “Devamı Haftaya”