mehmetguclu2603 @ gmail.com

YAŞAMDAKİ GAYE 1

            Her insana bir kereliğe mahsus olmak üzere telafisi mümkün olmayan bir ömür verilmiştir. Yaratıcı bu ömürden nasıl tasarruf edilmesi gerektiğini de insanın cüzi iradesine bırakmıştır. Kainata baktığımızda tam anlamıyla bir kusursuzluğun hakim olduğunu; var olan canlı ve cansız bütün varlıkların da bir amaca hizmet ettiğini çok açık bir şekilde görmekteyiz. Cenabı Allah, insanoğlunu en mükemmel şekilde yaratmış ve ona nimetlerin en büyüğü olan aklı yani düşünmeyi bahşetmiştir. Dünyada var olan bütün varlıkların bir amacının olduğunu ya da bir amaca hizmet ettiklerini görüp de insan gibi mükemmel bir varlığın amaçsız olarak yaratıldığını düşünmek ya da insanın herhangi bir amacının olmadığını söylemek tam anlamıyla büyük bir gaflettir. 

            Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki insanlar haklı olarak yaşamın gayesini, yani yaratılış gayelerini görmekte oldukça zorlanmakta hatta fark edememektedirler. Kapitalist ve materyalist dünya düzeni, insanlardan tek tip insan modelleri oluşturmakta tabiri caizse onları robotlaştırmaktadır. İnsanlara bu konuyla ilgili düşünceleri sorulduğunda genelde o anki mevcut durumlarını ve konumlarını amaç olarak sıralamaktadırlar. Bireye hayatta hangi amaç tayin edilmişse hayatın gayesi olarak insanoğlu onu sunmakta ve o yönde eylemlerini gerçekleştirmektedir. Günümüzde “iyi bir meslek sahibi olmak, iyi bir evlilik, eş ve çocuklar, iyi bir araba ve güzel bir ev sahibi olmak, nihayetinde sağlıklı ve mutlu bir emeklilik ve bunun için de iyi bir birikim yapmak.” İşte bu ve buna benzer ölçütler, birçoğumuzun bu dünyadaki ortak amaçlarını oluşturmaktadır.

Ne var ki insanoğlu bu kısa vadeli amaçlarına odaklanarak nihayetinde de onları yeter derecede gerçekleştirmesine rağmen yine de amaçlarını genişletememektedir. İnsanoğlundaki sahip olduklarını koruma güdüsü, onları kaybetmeme arzusu ve sürekli çoğaltma isteği; onun amaç noktasında kısır bir döngüde kala kalmasına sebebiyet vermektedir. Birey dünya hayatının geçiciliğini, faniliğini unutmakta ve akıl almaz bir hırsla özel amaçlarına hizmet etme noktasında ömrünü bitirmektedir.  Manevi bağların gün geçtikçe zayıfladığı, bunun sonucunda bencilliğin ve maddeciliğin giderek güç kazandığı günümüz toplumunda nasıl ve hangi yolla olursa olsun sorgusuzca her şeyin en iyisine sahip olma hırsı ve kısa yoldan zengin olma isteği insanların yaratılış amaçlarını saptırmaktadır. 

   “Devamı Haftaya”